Anadolu Tek Başına Bir Evrendir.

o151229_396d8

Hayat Edvar Allen Poe’nun efsanevi kitabında değil, Anadolu’nun geleneksel düğünlerinde. Ailemde Anadolu konseptli düğün, çeyiz dizme gibi kültürler yok. İnsan bilmediği şeye de yönelemiyor. Ama az evvel yan komşunun kızının çeyizini almaya geldiler. Annemin dediğine göre oğlan tarafının tüm kadınları üç etek denilen -barak yöresinin- geleneksel kıyafetlerini giymişler. Bu insanlar davul ve zurna eşliğinde bir saatten fazla ‘Anadolu’ denilen o ince saz telini üstünde oynadılar.
Davulcunun her darbesinde bir adam kâh hiçbir kitapta yazmayan içten bir coşkuyla göğe çıkıyor; kâh tüm kabadayıların heybetiyle yere iniyordu. Genç kızlar, sarı tülbentlerine kondurdukları güller kadar narindiler.
Bu gri şehirleri bir anda saran Anadolu coşkusunun üstüne bir de yaz yağmuru yağıverdi. Eski insanlar çeyiz taşıma, ya da düğün gibi yuva kurmaya adım atılan vakitlerde yağmur yağmasını ne diye yorumlarlar bilmiyorum ama bu insanlar Anadoluyu benliklerine bu kadar işlemişken ve hem insana hem Allah’a bu kadar yakınken bu yağmura ‘rahmet’ kelimesinden başka kelimeyi sıfat bellemezler herhal.
Oysa şimdilerde insan ancak insandan uzaklaşırsa Allah’a yakın olabiliyor. Bu dönemin edebiyatı bile cool ve yalnız olma çabasında. Eski edebiyatın şen şakrak kahkahaları artık duyulamıyor. Çağ bozuldukça üç beş bilinçli insan edebiyata sığınmayı akıl ediyor ama edebiyat da çağdan nasibini alarak coşkuyu kaybetmiş durumda. En edebiyat sever adam dahi gözlemeyi waffle’a tercih edemiyor. Edemiyor dedim çünkü Anadolu’nun huzurlu ortamında gözleme yiyebilmek nesli tükenmekte olan eylemlerden. Şimdilerde gözlememizi Big Chef’s yapmazsa pek kabul görmüyor.
Velhasıl ilk defa Anadolu’ya yaraşır bir çeyiz dizme izledim. Ve gürültüden kaçan benliğim bu coşkuya koştu. Çünkü insanlar şunu anlamalı ki bu bir gürültü değil. Bu mükemmel Anadolu ideasının son yakarışları. hâlâ heybetli son yakarışları…
Ve fazlaca sitemkâr elbette! çünkü -kimse şunu inkar etmesin ki- Anadolu vazgeçildi. Ve tercih edilen trajikomik bir şekilde batının ar damarı çatlak yüzü oldu. Belki, toplumda artan hayasızlık ve suçları bile bu büyük krize bağlayabiliriz. Şu duruma itafen Ömer Faruk Ünalan’ın aklıma sinmiş, yarım yamalak hatırladığım bir sözü dilimden dökülüyor:
” ar damarı çatlayanlar yüzünden neslimiz fena halde tehlikede,”
gibi bir şeydi. işte bu çatlağı ancak Anadolu kapatabilir. Anadolu yalnız 81 il değil belki bir devir, orijinal bir kültür ve her yaraya merhemdir.
Anadolu, olması gereken bizdir!
Lütfen bize yakıştırılan ‘Anadolu İnsanı’ kavramının hakkını verelim.
ANADOLU TEK BAŞINA BİR EVRENDİR.

Zehra Zeynep KAPLAN

Bir yanıt yazın