anlaşılmıştır bütün mesele
hunharca anlaşılmıştır
aşktır doğrulanmış tek duyar
gerisi geçimliktir, fesatlıktır, saçmalıktır
döndüm bir vakit gölgene dedim ki
dedim ki gölgene
kuşların lîsanını çözebilirdim
yosunlarla anlaşır, yağmurlarla konuşabilirdim
kahvemi içtikten sonra bir cumartesi günü
bir cumartesi günü akşam üzeri mesela
çıkıp rue carnot’a doğru
taşlarlan kaldırımlarlan hemdil
şarkılar söyleyebilirdim lac d’annecy’de
dertleşebilirdim kavaklarla
bunların hepsini yapabilirdim
değerdi bunların hepsine, tamamına değer
bak işte bir sonsuzluk okşanıyor bir ânın içinde
leblerinden bir yudum
içebilmiş olsaydım meğer
…
…
yorulmuştur bütün her şey, dünyâ yorulmuştur
aşk kalmıştır tüm gürültüden geriye
kırk piyasaya kırk rüzgâr gibi
bir avrat cemâlinde bir müjdâr gibi
şeytanla şarap içmektir aşk
anladım bunu
allah’la dertleşmektir hem, anladım
bu hâl içinde hercâi bir zerhoş oldum
ve yaklaşmadım ritüele
allahu ekber dedim içime bağırarak
taşeron örgüt milisleri gibi değil
politize islamcılar gibi hiç değil
allahu ekber dedim içime bağırarak
bütün evren işitti
bütün bir evrene eşitti güzelliğin
bunu imam rabbani ve cemal süreya bilebilir ancak
yalın bir gerçeğin imzâsıdır bu
çok yalın bir gerçeğin sevgili
lütuftur bu, bin veriyor bir alana
sümbülleşmeliyiz diyorum, leylaklaşmalıyız
bir doğruyu diretmek adına bir yalana
…
…
kırılmıştır her şey, yekûn umutlar kırılmıştır
insanlar çirkin bir geçimin çarkında
ve bütün olan bitenin farkında olarak
kırılmıştır dünyâya, insanlar kırılmıştır
kendini kandırmak ve yok saymak pahasına
nâfile olana adamıştır kendini
oysa ben îtibara tenezzül
maddeye temessül etmedim
aşktan başka bir şey biriktirmedim kalbimde
ölüme karşı götürebileceğim tek tılsım
hem sevabıyla hem vebâliyle
aşktan başka bir şey biriktirmedim
o bilir ancak benim niyâzımı
yoktur kenz ettiğim tek bir metelik
benim notumu ancak allah verir
bir imtihân bilmedim bunu üstelik
pâyidar zaraman
