Aşkın Ölümü
Öylesine bir masalmış hayat En gri yalnızlıkların kol gezdiği Öylesine bir masal Ne kadar az Ne kadar kısaymış ömür Sevgili Beni saraylardan çadırlara sür Çünkü şu saatten sonra Kış kabahat, yaz kusur Beni saraylardan çadırlara […]
Öylesine bir masalmış hayat En gri yalnızlıkların kol gezdiği Öylesine bir masal Ne kadar az Ne kadar kısaymış ömür Sevgili Beni saraylardan çadırlara sür Çünkü şu saatten sonra Kış kabahat, yaz kusur Beni saraylardan çadırlara […]
Haberin var mı taş duvar? Demir kapı, kör pencere, Yastığım, ranzam, zincirim, Uğruna ölümlere gidip geldiğim, Zulamdaki mahzun resim, Haberin var mı? Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş, Karanfil kokuyor cıgaram Dağlarına bahar gelmiş memleketimin… Ahmed Arif
Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç; Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç! Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile, Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle. Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan Ve arkasında güneş doğmayan büyük […]
İzdiham 22 kapağını İzdiham Maarif Takvimi ile açıyor. İzdiham Maarif Takvimi, tarihten edebiyata, şiirden birçok alana kendi dilini oluşturuyor. Gökhan Özcan’ın Dünden Önceki Yarın adlı yazısıyla İzdiham kapılarını aralıyor. Daha sonra Onur Bayrak’ın “Lügatlere Güncelleme” […]
Elindeki makasın ucunu bir an için havaya dikip onuruma içilecek bir kadeh gibi yavaşça kaldırarak, “Hoş geldin beyim,” dedi berber. Belki çırak da aynı şeyi söyledi, ama onun sesi işitilmedi; yalnızca ağzı açılıp kapandı. Koltuğun çevresinde […]
Yolculuğun keyfi raslantılardadır. Ülkeden beş yüz fersah uzakta ansızın bir Parisliyle, bir sınıf arkadaşı veya bir yazlık komşusuyla karşılaşmanın zevkini kim bilmez? Henüz buhar tanımayan yerlerin çıngıraklı posta arabasında, yalnızca küçük bir kasabada beyaz […]
töre’nin bir önyargı oluşu üstüne düşünceler I Töre‘ye karşı seferim bu kitapla başlar. onda barut kokuları duyulduğundan değil; terine bambaşka, çok daha tatlı kokular gelir, yeter ki insanın burun delikleri biraz duyar olsun. […]
gül kurusu saatlerde yıkılmış şehirler geçerken gözlerinden yorgun yağmurların kuy(t)usuna s’akla göğünü bir hüznü koş dört nala bir kırgınlığı diz kalbinin raflarına saçaklara konan kuş misali kon dalına kimsesizliğin.. büyüt sessizliğini mavinin uçsun gözlerinden yaşları […]
Hovardalıklarım sona erdiğinde içimi müthiş bir sıkıntı kaplıyor, mide bulantıları geçiriyordum. İçimdeki pişmanlık duygusu yavaş yavaş azalıyor, uysallaşmaya, durumumu olduğu gibi kabul etmeye başlıyordum. Sonunda kendimi oyalayacak bir şey buldum: “Güzel ve yüce şeyler”le meşgul […]