an’sızın u’yanışlar..

397_9

gül kurusu saatlerde

yıkılmış şehirler

geçerken gözlerinden
yorgun yağmurların

kuy(t)usuna

s’akla göğünü
bir hüznü koş dört nala

bir kırgınlığı diz

kalbinin raflarına
saçaklara konan

kuş misali

kon dalına

kimsesizliğin..
büyüt sessizliğini

mavinin

uçsun gözlerinden

yaşları

aşksız baharın
sonra usul usul seyret

yalnızlığını bir denizin

bir derin’in

bir deli’nin
oysa cevaplar

bir akrebe takılıdır

suskunlukları vardır;

kaçak dövüşlü

yelkovanların
sırlı sevdası bir rüzgarın

kırık sesli şarkıların

fısıltılı an’ların..
uyut yenilgilerini;

kalbinin

kabrinin
el salla küllerine

güllerine baharın

 

koy duvarlarını

kuşun kanadına

‘efil efil sesle’

bir sonbaharın..
göğüne yuvalanmış

kelimelerini de alıp yanına

sür kalbinin atlarını

arsız sahipsiz

boşluğuna sevdanın
boşluk yağmurlansın

kuşlar suskunlaşsın

ne çıkar
bir derin ırmak olsun

soruların, sorguların

sorma

boşver
kırgınlığın cebinde kalsın

gönlünü sal gitsin bir dağa
işte böyle böyle büyüt bir kederi

sonsuz olan yolculuğa..

Nur Derin

 

 

Bir yanıt yazın