İz

Cehennemden söz edeceğim sana
Sözlerimin sesi gürültüsüdür göğünün
Üşüyeceksin

Önce kuşlar öldü.
Sonra gözlerin

Bebeklerden
Düşmeler düşmeler ve tellerden
Titreyen bir hırıltı koptu: BAM!
Bir melek fırlayacak oldu gökten
Dur dedi Kalem
Düştü,
Toprağa düşen.

Yaşları bir bir
Şişene dek pınarları
Küçük gözeli su başlarının
Ardı sıra hikayelerin anlatıldığı
Her köy, her kasaba, her şehir
Adımızın anıldığı
Bir bir

Helâk oldu

Oysa cenneti mimlerken neşeyle
Bana bundan hiç bahsetmedin

Adımı unuttum
Nasıldı adın
Diye düşünmeye muhtaç olmayacak kadar anda
Acıklı kadın seslerini giyindim
Onlar soyundukça
Zehrin zembereğine ağzını dayamış
Uyandı sular

Susadın mı

Bana aşktan bahseden herkesi
Kırarak şaşı bir levyeyle
Yarısı boşa giden her salvoda
Biraz da içime dağıldı masa

Hüzne de küfrederdim,
İçinde olmasaydın.

Bir öğleden sonra bakarak penceremden
Ve haykırarak sessiz
“Dünya! Seninle ne yapacağım!”

Çoğaldıkça çoğaldı alçak sular
Medcezir dediler
Desinler
İnanmadım

İnkar etmedim kendimi
Kendimi yaban bir hiçlikte bulduğumu
Kime ait olduğunu ruhumun
Asla unutmadım

Küfreder gibi baktın yüzüme
Benzemiyordu bakışın kalbine ah

Kalbin ki ısıtacakken
Yakmayı seçen
Ateşsoylu öfke

Bunu da böyle yazdım;
Her şey döner aslına.
Var git!

Ben kendime düşmansam, biraz
sen içindesin diye.

Yüzümü parçalayan özpençelerim,
Piçidir şir sözlerinin

Vur bir daha
Bir daha

Hayra alamet değil; ölmedim!

Dualar edeceğim sağ kalan bu cehennem kalple
Sefarad şarkıları yaksın canını
Kalbin sönsün ateş ve sudan dem vurulan her hikayede
Çerkes atları ve kürd boyları çarpışsın içinde biteviye
Sulh bulama

Bana açılmış bir sancak da olsan
Sana çekili bir kılıç olmaz kalbim
Ama bensiz âteşin dönüşmesin gül bahçesine
Güleme

Yenik çıktığım bu kavga
Değil,
Sevdadır;

Teslimim!

İşte bunlardır sözlerim;
Hiçbir şey bilmeyen gözlerle oku.

Çünkü Âdem aşktan öğrendi evvelâ;
Öle öle öğrendim.

Bir yanıt yazın