Suç ve Ceza

“Hem şu aşağılık insanoğlu nelere alışmıyor ki ?”

“Düşünebiliyor musunuz, insanın gidebilecek hiçbir yeri bulunmamasının ne demek olduğunu düşünebiliyor musunuz sayın bayım?”

“Istırap ve acı çekme, geniş bir akla ve derin duygulara sahip olan insanlar için bir mecburiyettir.”

“Bazen hayat bizi öyle kişilerle karşılaştırır ki, hiç tanımadığımız insanlar ilk görüşte dikkatimizi çeker. Kanımız kaynar, bir şeyler mıknatıs gibi bizi çeker onlara.”

“Ne kadar çok içersem öylesine çok hissediyorum, içkide acı ve duygu aradığım için içiyorum. Neşe değil, sadece acı arıyorum. İçiyorum, çünkü çok çok acı çekmek istiyorum.”

“Yaşadığım hayata karşılık kendimi cezalandırıyorum.”

“Ya gideceğiniz başka bir yer, alacağınız başka bir kapı yoksa? Her insanın çalabileceği hiç değilse bir kapı olmalıdır, insanın ne yapıp edip başvuracak bir yerinin bulunması gereken zamanlar oluyor…”

“Yoksulluk ayıp değil, bir gerçek. Sarhoşluğun erdem olmadığı ise daha büyük bir gerçek. Ama sefillik, sayın bayım, sefillik yüz karasıdır. Yoksullukta yaradılıştan gelen soylu duygularınızı koruyabilirsiniz, sefillikte ise asla!”

“Bir idam mahkumuna ölümünden bir dakika önce sormuşlar ;
Eğer yüksek bir yerde bir kayanın üzerinde ,iki ayağının sığacağı kadar bir yer verseler ve deseler ki ;
Çevrede okyanuslar , altında uçurumlar , korkunç bir yalnızlık içinde, böylece dikilip yaşamaya razı mısın ?
İdam mahkumu ; Evet razıyım ! yeter ki yaşayayım. Ömür boyunca, binlerce yıl ayakta dursam bile razıyım! ”

“Gözyaşlarıyla ıslanmış yüzüne şefkatle baktı .Sonra hızla eğilerek ayaklarını öptü.
Geç kız sapsarı kesildi.Islak gözlerini Raskolnikov’a dikti.Bütün vücudunu bir titreme nöbeti sardı.
Elleriyle onu uzaklastırmaya çalışırken;
-Ne yapıyorsunuz?Yalvarırım kendinize gelin efendim!Bu yaptığınız deliliktir! Hemde benim gibi bir kızın…diye kekeledi.
Raskolnikov ayağa kalktı.Pencereye doğru yürüdü.Gölgesi Sonya’nın üzerine düştüğü sırada geri döndü:
-Ben senin önünde yere kapanmadım! dedi. “Çektiği acılara rağmen , inancını yitirmeyen tüm insanların önünde eğildim …!”

“… ama karı koca ya da iki sevgili arasında geçen olaylar üzerine asla kesin konuşmayın. Bu işlerde yalnızca ikisinin bildiği, dünyada başka hiç kimsenin bilmediği, haberinin olmadığı gizli bir nokta her zaman vardır.”

“Geceleri gökkuşağına boyamak mıdır suçum? Herkes bağırırken şiirler okumak mı, susmak mı sözün bittiği yerde, kusmak mı sindirebildiklerinizi? Apansız uykum kaçıyor kaç gece, bu da mı aleyhime kanıt? Sondan saymaya başladım adları, böyle hoşuma gidiyor. Beğenmeselerde seviyorum ellerimi, hep olmayacak düşler görüyorum, yenileceğim kavgalara giriyorum durmadan.
Silin adımı listenizden, yokum; aslında bir oyun olan kavgalarınızda ve aslı bir kavga olan oyunlarınızda. Kirli sevinçlerinize ortak etmeyin beni. Gözyaşlarınızı da paylaşmıyorum. Yalan övgülerinize ihtiyacım yok. Gıyabımda kesinleşmiş hükümler verin.
Bir sürgün nereye sürülebilir? Gölgeler kelepçeye vurulur mu? Çekilin, yürümediğiniz yollarımı kirletmeyin.”

“İnsan ne kadar kurnazsa, basit şeylerden tuzağa düşürüleceğinden o kadar az kuşku duyar.”

“Kendi uydurduğun bir yalanı söylemek, başka bir ağızdan işitilip tekrarlanmış bir gerçeği söylemekten hemen hemen daha iyidir. Birinci ihtimalde sen bir insansın. İkincisinde ise bir papağandan hiç farkın yoktur !
Sen kimsin ?
İnsan mı ? Papağan mı ?”

“Ama toplum, muhafazakarlık görevini yerine getirmek için çok kez bu insanları asıp kesiyor ya da her türlü hareket imkanından mahrum ediyor. Ama yine aynı toplum, bir nesil sonra bu astığı insanların anıtını dikip onlara tapıyor… İlk bölüm şimdinin adamıyken, ikinci bölüm, hep geleceğin adamıdır. Birinciler dünyayı korur ve onun nüfusunu çoğaltır, ikincilerse onu hareket ettirir ve asıl amacına doğru yürütürler.”

“Bence, gerçekten büyük insanlar, dünyada büyük acılar çekmek zorundadır.”

“Fakat bir kadın hem zeki hem de kıskanç olursa, iki kadın haline gelir ve bu bir felakettir işte.”

“İktidar, ancak eğilip onu almak cesaretini gösterenlere verilir.”

“Tanrının bana baş edemeyeceğim bir şey vermeyeceğini biliyorum. Sadece keşke bana bu kadar güvenmeseydi diyorum.”

“Ahlaki, vicdani herhangi bir nedene dayanmaksızın, yalnızca kendim için öldürmek istedim. Bu konuda kendime bile yalan söylemek istemedim! Anneme yardım etmek için öldürmedim örneğin. Maddi olanaklara ve iktidara kavuşmak ve böylece insanlığa yardım etmek için de öldürmedim. Bütün bunlar palavra! Ben öylece öldürdüm; kendim için, yalnızca kendim için yaptım bunu! İnsanlığa iyilik eden biri olmak ya da bir örümcek gibi ağıma düşen kurbanlarımın öz sularını emerek ömür sürmek, o anda benim için herhalde farklı şeyler değildi.”

 

DOSTOYEVSKİ

Bir yanıt yazın