Hayvan Çiftliği

 

İnsan, üretmeden tüketen tek yaratıktır. Süt vermez, yumurta yumurtlamaz, sabanı çekecek gücü yoktur, tavşan yakalayacak kadar hızlı koşamaz. Gene de, tüm hayvanların efendisidir. Hayvanları çalıştırır, karşılığında onlara ölmeyecekleri kadar yiyecek verir, geri kalanını kendine ayırır.

 

Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir!

 

Jones dönemine göre daha çok yulaf, daha çok ot ve daha çok şalgam yediklerini, çalışma saatlerinin daha aza indirildiğini, içme sularının daha nitelikli olduğunu, daha uzun yaşadıklarını, ölen yavruların sayısında büyük bir azalma görüldüğünü, ahırlarda daha çok saman bulunduğunu ve eskisi kadar pirelenmediklerini ortaya koyuyordu. Hayvanlar ne dese inanıyorlardı. Doğrusunu söylemek gerekirse Jones’un zamanında olup bitenler, belleklerinden neredeyse bütünüyle silinmişti. Şimdilerde yoksul ve çetin bir hayat yaşadıklarını, çoğu zaman aç kalıp soğuktan donduklarını, uyku uyumak dışında her dakikalarını çalışmakla geçirdiklerini biliyorlardı. Ama eski günlerin daha beter olduğuna inanıyorlar ve bundan mutluluk duyuyorlardı.

 

Domuzlar, koşum takımlarının durduğu odayı karargah edinmişlerdi. Akşamları burada, çiftlik evinden getirmiş oldukları kitaplardan nalbantlık, marangozluk gibi gerekli uğraşları okuyup öğreniyorlardı. Snowball, ayrıca, öteki hayvanların Hayvan Kurulları’nda örgütlenmesiyle de uğraşmakta, bu iş için bıkmadan usanmadan çaba harcamaktaydı.

 

Tanrı bana sinekleri kovayım diye bir kuyruk vermiş; ama keşke sinekler de olmasaydı, kuyruğum da.

 

Boxer, avluda, çamurun içinde yüzüstü yatmakta olan seyisi ön ayağı ile iteliyor, sırtüstü çevirmeye çalışıyor, ama oğlan kimildamiyordu.
Boxer, üzüntüyle ölmüş dedi. Öldürmek gibi bir niyetim yoktu. Ayaklarımda demir nallar olduğunu unutmuşum. İsteyerek yapmadigima kim inanır şimdi?
Yaraları hala kanamakta olan Snowball, duygusallığa gerek yok, yoldaş! diye bağırdı. Savaş savaştır. En iyi insan, ölü insandır.
Ben kimsenin canını almak istemem dedi Boxer. Gözleri dolu dolu olmuştu.
….
Birinci dereceden kahraman hayvan nişanı, hemen orada Snowball ve Boxer a verilmişti. Savaşta hayatını yitirmiş olan koyun ise ikinci dereceden kahraman hayvanı nisanina değer görüldü.

 

Bu dünyada açlık ve yokluk içinde yaşıyorlardı; başka bir yerlerde daha iyi bir dünyanın bulunmasından daha doğru, daha anlaşılır ne olabilirdi?

 

İçeride on ikisi de öfkeyle bağırıyor, on ikisi de birbirine benziyordu. Artık domuzların yüzlerine ne olduğu anlaşılmıştı. Dışarıdaki hayvanlar, bir domuzların yüzlerine bir insanların yüzlerine bakıyor; ama onları birbirlerinden ayırt edemiyorlardı.

 

İnsanoğlu, kendinden başka hiçbir yaratığın çıkarını gözetmez.

 

Şunu da unutmayın ki, insana karşı savaşırken sonunda ona benzememeliyiz. Onu alt ettiğimiz zaman bile, onun kötü alışkanlıklarını benimsemeye kalkmayın.

 

Tüm sorunlarımızın yanıtı burada. Tek bir sözcükte özetlenebilir: İnsan.

 

Dünyaya geldikten sonra yaşamamıza yetecek kadar yiyecek verirler; ayakta kalanlarımızı canı çıkana kadar çalıştırırlar; işlerine yaramaz duruma geldiğimizde de korkunç bir acımasızlıkla boğazlarlar. İngiltere’de bir yaşına geldikten sonra, hiçbir hayvan mutluluk nedir bilmez, hiçbir hayvan dinlenip eğlenemez. İngiltere’de hiçbir hayvan özgür değildir. Hayatımız sefillikten, kölelikten başka nedir ki! İşte tüm çıplaklığıyla gerçek budur.

 

O günden sonra İngiltere’nin Hayvanları şarkısı bir daha hiç duyulmadı.

 

Sonunda, Clover, “Gözlerim artık iyi görmüyor,” dedi. “Gerçi gençken de doğru dürüst okuyamazdım ya. Ama bana öyle geliyor ki, yazılarda bir değişiklik var. Yedi Emir eskisi gibi duruyor mu, Benjamin?”

 

George Orwell

Bir yanıt yazın