Her şey birdenbire oldu. Önce hayvanlara ölümcül bir virüs bulaştı. Etinden faydalanılan hayvanlar artık uzak durulması hatta yok edilmesi gereken canlılara dönüştü. Sonra besin zincirindeki hayvanların yerini insanlar aldı ve yamyamlık meşrulaştı. İnsan, artık fabrikalarda üretilen, mezbahalarda kesilen, işlemden geçerek tabakta sunulan bir besin haline geldi. Şimdi soru şu: Birbirimizi yiyecek miyiz?
…
Pek çok çiftlikte karınlarını parmaklıklara vurarak, yemek yemeyi bırakarak, o bebeğin doğmaması ve et işleme tesisinde ölmemesi için elinden geleni ardına koymayarak fetüslerini öldürenlerin sakat bırakıldıklarını biliyor. Sanki olacakların farkındalarmış gibi, diye geçiriyor aklından
İlk olarak but ve böbreklerle birlikte sarımsaklı ve maydanozlu şnitzellerin arasına gizlenmiş bir şekilde, eller paketlenir oldu. Paketin üstünde özel et etiketi ve ayrı bir bölümde, stratejik olarak el sözcüğünü kullanmaktan imtina ederek ‘üst taraf’ açıklaması yer alıyordu. Zamanla, ‘alt taraf’ etiketiyle, marul yapraklarının üstüne yerleştirilmiş bacaklar girdi paketlere, daha sonraysa lezzetli gıdalar etiketiyle dillerden, penislerden, burunlardan, testislerden oluşan bir tabak hazırlandı.
Para karşılığı cinsel ilişkiye girebilmenin yanı sıra yine belli bir ücret karşılığında yatağa girdiğiniz kadını yiyebiliyorsunuz da. Bunun için milyonlar ödemek gerekiyor ama yasadışı olsa da yine de böyle bir seçenek var. Herkes işin içinde: politikacılar, polisler, hakimler, savcılar. Her biri kendi payına düşeni alıyor, zira kadın ticareti üçüncü en büyük sermayeli işken şimdi ilk sıraya yerleşmiş durumda. Yenen kadın sayısı hayli az ama yine de ara ara yapılıyor işte…
